Monday, 2 September 2019


Japonya'yı parkeye yapıştırdık 
Hep “Elinden gelen kadarını yapmak kazanmaya yetmez” derim. Lafım bu güzel galibiyeti doğru tarif ediyor. Millilerimiz kendilerini aşıp, birlikte oynama uyumunu yakaladılar. Bu tip kıta dışı pırpır takımlara biz “Japon acayipleri” deriz. Koç Ufuk Sarıca orijinal acayip rakibi değerlendirirken; Müthiş  şut hassasiyetleri yanı sıra kısa oyuncuları çok çabuk, ‘Çin işi- Japon işi’derler ya, o düzende, disiplinde oynuyorlar” demiş ve bizim eksikliğimizi de “En büyük dezavantajımız birbiriyle oynamayı bilen bir takım değiliz.” olarak özetlemişti. Korkunun faydası temkinli oynamamızı sağladı. FİBA kurallarıyla oynamaya yeni başlayan,Japonya bize hafif geldi. Zamk mamk hikaye oldu anlayacağınız…

Kısan kadar uzarsın

6_0’lık seriyle, yangın yaşayan Melih ve Ersan’la, %67’le üçlük yağdırarak enerjik ve özgüvenli girdik maça. Dağınık başlayan rakibi, koşmakta zorluk çeken, 34 yaşında ki veteran devşirme Fazekas, sahada tuttu. Savunmada o kadar tutarlıydık ki, uzun süre sayılarını ancak serbest atışlardan bulabildiler..Wilbekin’in yokluğunda başata soyunarak mükemmel oynayan Buğrahanskor katkısı da vererek iyi yönlendirdi takımı.. Furkan’ın takip smaçlarıyla coşarak, on iki sayı farka kapattık ilk yarıyı.Tarafların sayı sıkıntısı yaşadığı 3.çeyrekte Japonların maça dönmesine, Fazekas’ın ağırlığından yararlanan, gecenin en skorer adamı  Ersan’ın oyuna ağırlık koymasıyla, engel olduk. Farkı arttırarak  geri gelme gurusu geçinen Japonları havaya sokmadık. Cedi’de maça ısınınca keyfimiz yerine geldi.. Son çeyrekte onlar bastırdı, biz kontrollü oynayarak skor kredimizi kullanarak maçı kapıp kaçtık.


komşunun eline kaldık gene...
Milli Takımda başarı yabancı oyuncu sayısına ters orantılı olarak kaçıyor…El yardımıyla kulüpler kürsüye çıkarken milli takım başı önde soyunma odasının yolunu tutuyor…
Başlar mısın başlayalım mı? Karagöz’ün evini taşlayalım mı? Karagöz Hacivat perde kukla oyununu ustası Hayali küçük Ali böyle başlatırdı. 2019 Dünya Basketbol Kupası  geldi çattı, siz bu tarihi sızlanmamı okurken Basketbol milli Takımımız, Japon yapıştırıcısına paçayı kaptırmadan, Çin Seddini nasıl aşarım arayışına başlayacak. Karagöz oyunumuzdan baklavamıza, rakımıza kadar varlıklarımıza göz diken komşumuzun Yunanistan’la dünya kupası 2019 yola devam dizisi için gene kapışacağız. Kendi grubumuz da, her ne kadar ABD c takımıyla gelmiş olsa dahi, en iyi ikinci olacağımız ve oynadığımız maçları 2.tura taşıyacağımız için Yeni Zelanda, Karabağ, Brezilya ve Yunanistan’dan oluşan çapraz gruptan kesin gelecek Yunanistan’la ilk sekiz için “tamam mı devam mı” maçı oynayacağız. Olay döndü dolaştı “Balkanlar parke Savaşı”na geldi dayandı. Bu noktada yaklaşık kırk yıl önce onları Sofya’da en iyi zamanlarında yenerek Balkan Şampiyonu olduğumuzu, ilk kez ve son kez basketbolda altın madalya aldığımızı hatırlatmadan geçemem.  Yardımcı antrenörü olduğum ilk rüya takım o zaman yaptı gene yapabiliriz ama Çin’de komşuya denk düşmekten yüksünüyorum çünkü onca yıl sonra Yunanlılar parkede  bizden iyiler.. Kıbrıs’ta, hava sahalarında ki it dalaşlarında, sondaj arama çalışmalarda ki ki fiziki çatışmanın çağdaş biçimi parkede maç kazanmaktır. Rumlarla hep açık hesabımız vardır. Kazandığımızda kullandığımız “denize döktük” değimi bunu çağrıştırır. Yunanlılar neden bizden iyiler biliyor musunuz? Çünkü seksen milyon nüfuzumuzda lisanslı basketbolcu sayısı 56 bin ile %0.07 iken, 11milyon nüfuslu Yunanistan 300bin basketbolcu ile %2.71 Avrupa’nın en ileri seviyesinde. Onlar kalbur üstü iki takımları Olimpiakos ve Panatinaikos’la, ağırlıklı Yunan oyuncularla,  Euoroleague ve Milli Takımlarını çok iyi dengede tutup, her daim zirvelerde dolaşırlarken biz, parkemizi üçüncü sınıf yabancı oyuncularla doldurup, ligde “5+1kadroda 2 yabancı” kotasıyla Milli takımda perişanları yaşıyoruz. Üstelik şimdi birde NBA mvp’si Giannis Antetokounmpogerçekleri var ki Çin’de herkes Yunanlıları finalde görmek isteyecektir. 

Beş benzemezle oyun açılmaz  
Hazırlık maçları sırasında attığım tweet’lerde de oyunumuzdan mutsuzluğumu belirttim ama benim meşhur “15 parkenin altın sayısıdır” deyişimi yineleyerek ayrıntılamam gerek. Basketbol oyun matematiğinde her oyuncu pozisyonunu topladığında 1+2+3+4+5=15 yapar. Üst değer 15’i ancak her pozisyondan verim alırsan yakalarsın. Oysa ki bizde en önemli pozisyonlar 1 ve 5 maalesef mafiş. 1 no, lu oyun kurucularda; Wilbekin maça kendi topunu getirip onunla oynuyor. Buğrahan’da onu taklit ediyor. Doğuş ve Berk ise şut sokma özürlü olduklarından rakibe tehdit oluşturmuyorlar. İkili oyunlar kurgulamak, asist yapmak yok denecek kadar az. Tek faydaları savunma direncini pekiştirmek. Dört kişiyle hücum ediyoruz. 5 numara pivotta; Semih keskin sirke küpüne zarar,öfkesi oyununun önüne geçiyor, parkeye değil sanki ringe çıkıyor. Sertaş ve Ege’nin ise sıkletleri bu seviyeye uygun değil. Ufuk Sarıca el mahkum 2,3ve 4 numaraları çeper etrafına dizip üçlük sallabol oynatıyor. Hücumumuzun şekli; Nasrettin hocanın torunları hesabı, yay gerisinden salla, girerse ne ala yoksa havlunu bağla oluyor Hal-ü pürmelalimiz böyle olunca, bütün maçlarını naklen yayında TRT'de iftiharla yorumladığım,  Hidayet Türkoğlu (Başkan), Hüseyin Beşok (Yönetim Kurulu Üyesi), Ömer Onan (Ceo), Haluk Yıldırım (Koordinatör) ve Kerem Tunceri (Manajer)’den oluşan 2001 Avrupa Şampiyonası gümüş madalyalısı 12 DEVADAM Federasyonunun işi çok zorlaşıyor. Çin’de veteranlar şampiyonası yapılsa bugün çıkar oynarlar ve madalya kaparlar.  

İlk barajda kalmayalım da!
İlk ilk ikiye kalmak isteyeceğimiz birinci turda rakiplerimiz Japonya, Çekya ve ABD. Takımın hazırlık dönemi seyir defterine bakacak olursak. Millilerimiz zayıf rakipler Senegal ve Ürdün karşısında iyi bir görüntü vermiş olsa da sonrasında Akropolis Turnuvası’nda Sırbistan, Yunanistan ve Gallinari ile Datome’den yoksun İtalya karşısında iyi bir performans sergileyemediler. Özellikle 1 ve 5 numarada ciddi sıkıntılarımız olduğunu gördük. Doğuş, Buğrahan, Berk,ve Wilbekin işin organizasyon kısmında yetersiz kaldıkları gibi Wilbekin’den beklediğimiz skor katkısını da hiç alamadık. 5 numarada da Semih’in maç eksiği ve basit topları kullanamaması can sıkarken, Sertaç ile Ege’nin de bu seviye için yetersiz kaldığı gerçeğini tekrar yaşamış olduk. 3 NBA oyuncumuz, Ersan İlyasova, Cedi Osman ve Furkan Korkmaz ise turnuvaya hazır olduklarını takımımızı sürükleyeceklerini gösterdiler. Furkan ve Ersan çok önemli olsalar da takımın coşku lideri Cedi olacak, onun sahada verimli olarak kalacağı dakikaların süresi ne kadar çok olursa, o kadar başarılı oluruz. Kağıt üstünde Japonya’dan ve Vesely’siz Çekya’dan üstün görünsek de iki takımın da hafife alınmayacak ekipler olduklarını, özellikle Japonya ile oynayacağımız ilk maçın çok kritik olacağını söylemek yanlış olmaz.
Mercek altına alalım
JAPONYA– turnuvaya renk katacak ekiplerden biri olacak. Hazırlık maçlarında da oynadıkları yüksek tempo basketboluyla izlemesi keyif veren bir takım olduklarını gösterdiler. Yuki Togasha, Ryoma Hashimito, Ryumo Ono, Ira Brown ve Takatoshi Furukawa gibi önemli isimler yok. Ama bu yaz draft edilen ve Wizards forması giyecek olan genç forvet Rui Hachimura, Yuta Wanatabe artı tecrübeli uzun Nick Fazekas ile tehlikeli bir kadroya sahipler. Grupta ikincilik için mücadele edecekler ve sürpriz kovalayacaklar. İlk maçta millilerimiz karşısında (umarım olmaz) alacakları bir galibiyet onları ikincilik için çok önemli bir avantaja taşır. 

ÇEKYASon yıllarda basketbola yatırımlarını arttıran ve her geçen gün vasat takımlar arasından kurtulup Avrupa’nın ikinci seviye takımları arasına biraz daha yaklaşan bir Doğu Avrupa ülkesi. Her ne kadar bu turnuvada Vesely’den faydalanamayacak olsalar da hazırlık maçlarında NBA yıldızları Tomas Satoransky liderliğinde kolay lokma olmayacaklarını gösterdiler . Ayrıca Hruban ve Jaromir Bohacik de ona yardım konusunda istikrarlı bir iş çıkardılar. Özetle bu grupta Japonya ve millilerimiz ile birlikte ikincilik yarışına girebilecek kaliteye, dirence ve tecrübeye sahipler. 

ABDson turnuvaların belki de en zayıf kadrolarından biriyle gelecek Dünya Kupası’na. Donovan Mitchell, Kemba Walker ve Jayson Tatum gibi önemli silahlar var halen ellerinde ama süper yıldızların olmadığı hatta tecrübeli yıldızların da olmadığı bir C takımı diyebiliriz onlar için. Tabi yine de atletizm ve yüksek tempo ile fark yaratacakları bir gerçek. Zaten hazırlık maçında da güçlü İspanya’ya karşı zorlansalar da kazanmayı bilmişlerdi. Koç Popovich’in dediği gibi hazırlık döneminde birbirlerini de tanımaya çalışıyorlar ilk kez birlikte oynayacakları için. Her şeye rağmen halen Dünya Kupası’nda altın madalyanın en büyük favorisi ABD. İspanya, Yunanistan ve Sırbistan ise onları en çok zorlayacak ekipler olacaklar. Grupta ise lider olacaklarının garanti olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ne millilerimiz, ne Çekya ne de Japonya 
onları zorlayacak kapasitede değiller.
  
Yalçın ağabeyi baş tacı edelim…
Basketbol adamı dostum Cihansever Yeşildağ düşündü bende sosyal medyada işin peşine düştüm. 12 devadam federasyonuna yazdığımız aşağıda ki dilekçeyle yaşayan efsanemiz Yalçın Granit’i yaşarken  ölümsüzleştirmek istiyoruz;
TBF YÖNETİM KURULUNA DİLEKÇEDİR!
''BU SENE BASKETBOL LİGİNİN ADI ''YALÇIN GRANİT BASKETBOL LİGİ'' OLSUN; 
TÜRK BASKETBOLUNUN BURALARA GELMESİNDE BÜYÜK EMEKLERİ GEÇEN EFSANE İNSANI ONURLANDIRALIM.''BİR BASKETBOL KAHRAMANI: YALÇIN GRANİT MÜCADELECİ RUHU, BİTMEK TÜKENMEK BİLMEYEN ENERJİSİ, KABINA SIĞAMAYACAK KADAR BASKETBOLA GÖNÜL VERMİŞ OLMASI, ŞAKİR ECZACIBAŞI'NIN BASKETBOLUN BAŞINA GEÇER MİSİN DEDİĞİNDE, ÖNCE SALON DİYEREK MADDİ MENFAATLERİ ELİNİN TERSİYLE İTMESİ, ONU YAŞARKEN EFSANE YAPMIŞTIR. YALÇIN GRANİT: FEDAKARLIKTAN KAÇINMAYAN, ZORLUKLARI BAHANE ETMEYEN BİR KİŞİLİKTİR. HIRS, MOTİVASYON, KAZANMA VE MÜCADELE ÖRNEĞİDİR.YILLARCA BASKETBOLUN ZİRVEYE GELMESİ İÇİN ÇABA GÖSTERMİŞ, TÜRK BASKETBOLUNA YÖN VE İVME KAZANDIRMIŞ EFSANE BİR SPOR ADAMIDIR. YAŞARKEN, BASKETBOL CAMİASI ONU TAÇLANDIRMALI, VEFA BORCUNU ÖDEMELİDİR. BU SENE BASKETBOL LİGİNİN ADINI ''YALÇIN GRANİT BASKETBOL SEZONU'' OLARAK VERMELİDİR.

Thursday, 20 June 2019

Obradovic; Nereye beyler?

Zor zaman bükücüsü Obradovicşapkasından bir başarı öyküsü daha çıkardı. Dış tahriklere kapılmadan söylenecek sözünü parkede söyleyerek nasıl büyük koç olunur uygulamalı dersi verdi.Dar kadro sıkıntısı yaşayanFenerbahçe, tamam mı devam mı baskısına reaksiyonu vermek için, kendi evinde dahi Anadolu Efes’den düşük üçlük isabeti olduğu bilincinde, çift haneli başlangıç peşinde dinamik girdi maça. Beş dışarda formatıyla,  Obradovic rakibin dış adamlarını baskıyla dışarı iterek skordan düşürmek ve hata yaptırmayı amaçladı. Semeresini veren bu taktik altı boş üçlük sallattı rakibe. En iyi atışı bulana kadar top çevirerek “az ama öz atış” kovaladı ev sahibi.Kalinic’in sağ ve sol dip post_up’larıyla pota altına yüklenmeleri sürdü ama istediği gibi maçı kıramadı Fenerbahçe.2.çeyrekte Melli’nin eli açılırken Anadolu Efes adam eksiltebilen potaya direk giderek delici oynayan kısaları Mirsic, ve Larkin, yanı sıra 3de3 atan Buğrahan’la, boyalı alana yüklenmek yerine üçlük sallabol’u tercih ederek oyunda kaldı. 
Aç olan kazandı
Oyunda kafa kafaya denklik sürerken, Kostas&Düvelioğluperdele pick&roll/ devril’leriyle A. Efes’in uzunun dışarda kalma savunma hatalarını iyi değerlendirdi ev sahibi. Ortada, kora kor giden ilk yarıdan sonra Fenerbahçe iyice gaz kesip oyunu sete sete bıraktı.….Fiziksel yorgunluklara koşut olarak demir dövmeler tavan yaptı. Suskun Melihve Guduric, artık alışkanlık olan biçimde, gemiyi kurtarma misyonu yüklendiler. Bench katkısına rağmen kolay sayı bulamayan A.EfesSimon’un sıcak eliyle 3.çeyrek krizinin üstesinden gelerek oyundan kopmadı. Karar son çeyreğinde ise sazı eline alan, yerinde sayılarıyla maçı getiren adam Guduric, vidası sıkılan savunmanın da Efes’in sayı yollarını tıkaması katkısıyla Fenerbahçe direncini pekiştirirken sinirler iyice gerildi. 13-0’lık çeyrek skoruyla Fenerbahçe,evinin efendisi olduğunu hatırlayarak “Kadıköy’lü hırsı ve başarı açlığını” tabelaya yansıttı. Her maç bir kahraman çıkartan ObradovicBen bitti demeden bitmez” diyerek ustalığını konuşturdu. Son maç çok güzel olacak..


Ataman elini iyi kardı!

Ataman’ın hangi beş yabancıyı seçip hangisini rotasyon dışında bırakacağı her maç ona ikilem yaratıyor. Dün akşam Beaubois yerinenadasa bıraktığı Simon’u seçerek hücum kaderini Simon’un ellerine bırakarak istediğini 3.çeyrekte aldı. Moerman’ınpeş peşe 12sayısıyla hızlı girdi oyuna. Fransız forvet sırtladı takımını. Gittiği her yerde, kendini evinde hisseden, Fenerbahçekazandığı son maçta olduğu gibitepeden “perdele devril”ler ve Kalinic’in sağ ve sol dip post_up’larıyla pota altına yüklendi. Olmayınca ve A.Efes ikilileri daha iyi oynayınca, vazgeçip 5 dışarda oynamayı tercih etti Fenerbahçe. Kostas yüksek isabetle meydan okudu. Çemberlerin, %33’lük karşılıkla üçlük isabetiyle, tarafları eşit sevdiği ilk yarıda maç ağırlıklı dışarda oynandı.

Çareler tükenince…

Savunma sertliğinin sonucu tayin edeceği belirginleşen, yakın ara skorla girilen  2. yarıda ilk atak tempolu başlayan ev sahibinden Larkin ilk basketiyle geldi. Taraflar bir süre üçer uzunlu oynadılar. Skorun düşük kalması ev sahibine yaradı. Müthiş bir hücum serisiyle maçı kırdılar. Dunstonkısa mesafeli atışları Anadolu Efes’e skor liderliği sağladı. Dunston takımını çift sayılara taşırken Larkin’de ona katıldı. Obradovicgeri dönebilmek adına kaos stratejisinden medet umarken takım ona ayak uyduramadan mental olarak havlu attı.. Fark  dingin oynayan  A:Efeslehine 20’ye çıktı. Son çeyrekte ise parke başarısının sistiresi üzerine raspa çeken Anadolu Efes,farkı usta terzi gibi verevine yedirerek, gecenin kazananı oldu.   




Burası Kadıköy…

Evinde yenilmezliği geçen maç kaybedenFenerbahçe onur gurur yaptı!..Treni kaçırmadan binmek için işi baştan sıkı tuttu. Akıllı seçimle Anadolu Efes’in açık alan oyununu bırakıp savunmacı, az ve öz sayılı, atmaktan çok tutmayı hedefleyen alıştıkları, alameti farikaları basketbollarını oynadılar.Yayın gerisinde ki isabet krizi nedeniyle skorda kısa kalma krizini tekrar yaşamak istemeyen Fenerbahçe Ali, Kostasve Ahmet’e ilk beşte yer vererek tepeden “perdele devril” ler ve Kalinic’in sağ ve sol dip post_up’larıyla pota altına yüklendi. İçerden dışarı oynama ivmesiyle öne geçti ev sahibi. Ayrıca faul sayısı endişesiyle Dunston yerine Metecan’ı sahada tutan Ataman rakibine yumuşak karın olanağı verdi.

Melli oynayınca kazanan belli

Akıllı seçim Mellidalışlarıyla potaya giden Fenerbahçe  ilk çeyrekte 10 sayı farkla momentumu ele geçirdi. 2.çeyrekte Anadolu Efes suskunluğu sürerken ev sahibi etkinliği Guduric ve Melih’e le devam etti. %18’le üçlük isabet bulamayan, ancak çaresi tükenmeyen, adam eksiltebilen kısaları Mirsic, Beaubois ve Larkin potaya direk giderek delici oynayınca, oyuna geri gelerek skoru makulde tuttu Anadolu Efes.
Oyunun pasını ilk yarıda aldıktan sonra elleri de yanmaya başlayan Anadolu Efeskendi lehine fark yaratmaya başladı. Oyunu kaçırmamak için Fenerbahçe’de savunma vidasını sıkarak skorda öne geçerek semeresini gördü. Mellive özel gayretiyle Kostas takımlarını sahada tuttular. Dar rotasyonları ve yorgunluk hataları da arttırdı. Karar son çeyreğin de ise alışılmış, evinin efendisi, kazanmayı bilen takım Fenerbahçe karakteri sahaya yansıdı. Finalde Kaptan Melih 2 üçlük ile Efes’in çabalarına noktayı koydu. Burası Kadıköy…YOK ÖYLE! dedi



Gülmekten katıldım!

Turgay Demirel 
24-25 Mayıs 2019 tarihleri arasında Almanya’nın Münih kentindeyapılacak FIBA Avrupa Genel Kurulu veBaşkanlık seçiminde Türkiye Basketbol Federasyonu'nun onu neden desteklemediğini anlamıyormuş? Anlamayacak ne var ki bunda? Sen seçildiğinden beri Türk Basketbolu için olumlu ne yaptın ona bakacaksın! Sıfıra sıfır elde var sıfır. Üstüne üstelik milli basketbolumuzu bombalayarak sabote ettin! Sen gelene kadar paşa paşa yaz sonlarında yapılan Uluslararası Milli Takımlar Şampiyona ve elemelerini “yıl içi haftalara dağıtarak” Milli Takımımızı elemelerde NBAve Euroleaguetakımda ki yıldızlarından mahrum bıraktın. Japonya’da ki 2019 Dünya Şampiyonasına katılma hakkını zor bela elde edebildik. Milli maçlar gişe ve yayın gelirleri adına, tamamen kendi insiyatifi ile bu yaptığı vatana ihanete koşut bir eylemdir. Avrupa Başkanı olamaması parkemiz için daha hayırlıdır.
  
Yabancı oyuncuları başımıza sardı
Ayrıca Ülkeyi üçüncü sınıf yabancı oyuncu arpalığına, ben mi yoksa Hidayet Türkoğluve arkadaşlarımı çevirdik? 12 Devadam Federasyonu Gençler Geliştirme Ligi vb. organizasyonlarla, taşıma suyla değirmen çevirmeye çalışıyor. Senin Avrupa Başkanlığında, hiç katkın olmayan kulüp basketbolumuz zirve yaparken, esas işin Milli Takımlar basketbolu dip yaptı.25 yıl boyu Demirel ve yanlışlarını menkıbeler halinde yazdım. Bugün düşman gibi gördüğü Hidayet Türkoğluile pek çok müştereği oldu. Hesabını bir türlü veremedikleri başarı ödülleri aldılar bildikleri gibi dağıttılar. Şimdi ne oldu da aralarından su sızmazken, gırtlak gırtlağa geldiler?. Nasıl gelindi bu ilk kez bir başkan adayının, kendi ülkesinin federasyonu tarafından aday gösterilmemesi noktasına? Altından çok dereler akacak bu konuyu çok konuşacağız ama emin olun sonu karakolda bitecek!.

Saturday, 1 June 2019

El ile gelen düğün bayram...

Birden fazla anlam ifade eden cümleler ile metafor/mecaz hatta şımararak, kürdili hicaz yapmaya bayılırım ama bu sefer kendimi aştım ve tüm yazıyı başlığa sığdırdım. Okuyunca bana hak vereceksiniz. Yaygın kullanımda cümle; “Bir topluluk içinde yalnız bir kişinin, sırtına yüklenen sıkıntıya, başına gelen yıkıma katlanması güçtür. Ancak herkese birden gelen sıkıntı ve yıkım hafifleşir. İnsan yalnız benim başımda değil, herkes aynı sıkıntı içindedir diye teselli bulur.” diye açıklanır mesela. Ben parkemizi ilgilendiren konulara  ilişkilendirerek ilk ikiden başlayacağım;
Yabancı oyuncuların yoğunluğunun basketbolumuza kazandırıp kaybettikleri.
    Son 25 yılda Ülke üçüncü sınıf yabancı oyuncu arpalığına döndü. Türk oyuncuların yer bulup oynayamadığı Kulüp basketbolumuz zirve yaparken, Milli Takımlar basketbolu dip yaptı. Eller ne derse desin, inan tek sevgilimsin diyerek Ulusal basketbol ve basketbolcularımıza sahip çıkmalıydık. Yunan veya İspanyol yaklaşımlarını es geçerek bir avuç yabancı transfer harcı uğruna bizim çocuklar tribünde kaldı. Şimdilerde 12 devadam Federasyonu Geliştirme Ligleri yaparak enkaz kaldırmaya çalışıyor. Yabancı eller düğün bayram yapmamıza engel oldu. Üstüne üstelik FİBAAvrupa Başkanlığı( bizzat Turgay Demirel)sanki yedi kat elmişiz gibi davranıp; Paşa paşa yaz sonlarında yapıla gelen Uluslararası Milli Takımlar Şampiyona ve elemelerini, Milli maçlar gişe ve yayın gelirlerine tamah ederek, “yıl içi haftalara dağıtarak” Milli Takımımızı elemelerde NBAve Euroleaguetakımda ki yıldızlarından mahrum bıraktı. Japonya’da ki 2019 Dünya Şampiyonasına katılma hakkını zor bela elde edebildik. 
Eller seçti ne yapalım mı demeyelim
Ne yapacağız peki şimdi? Bizim dehşetle karşı çıkmamıza, karşısında ki adayları açıkça desteklememize rağmen, “eller” FİBA Avrupa Başkanlığına yeniden Turgay Demirel’i getirdiler. Patron onlar nasıl birlikte yaşayacağız? Sene içi haftalara yayılarak şampiyona elemeleri yapılması uygulamasının kaldırılması için lobi yaparak, ilgili ülkeleri örgütleyerek, karşı çıkmak ve Turgay beyin renginin iyice belli olmasını sağlamalıyız.
Şut ile yaşayanların şut ile ölecekleri…parke amentüsü
 Özgün anlamda çember sever sıcak bilek konusuna gelirsek; Basketbolun mucidi Naismith’in; “Basketbol kısaların ve uzunların oyunudur” diyerek koyduğu amentü Avrupa basketbolunda “yakar topa dönüştü”. Eskiden üç saniye koridoru dediğimiz boyalı alan artık sanki “yasak bölge”. Çakılı pivot, flash post tarihe karıştı. Uzunlar pivot yapmıyor dışarı kaçıyorlar. Gard pivot perdele devrilleri yapmayanı dövüyorlar. Bunun dışında herkes yayın etrafına dizilip sıkıyor şutu. Sanki beş patlar toplu tabanca var koçların elinde. Eli iyi olanın kazandığı yeni adıyla “Sallabol” oyun Rus ruletinden beter oldu. Açık alan koş koş at oyunu eski okul organize fast break ve transition game/geçiş oyunu kavramlarının yerini aldı. El mi yaman bey mi yaman? Sorusu sorulmuyor artık…Parkenin kralı çember sever altın bilek…Yoksa düğün bayram da yok…